Ana SayfaMakalelerDersim ve Alevilik Makaleleri2037/38 SOYKIRIMININ 100. CÜ YILINDA DERSİM

2037/38 SOYKIRIMININ 100. CÜ YILINDA DERSİM

Yüz yıl önce soykırıma çıkan iki millet olan Almanlar ve Japonlar Yahudiler başta olmak üzere birçok millete soykırım yaptılar. Ama bu ırkçı faşist savaşın sonunda kendi halklarını da soykırım uyguladıkları uluslar kadar mağdur ettiler. Aynı tarihlerde Türk devleti de kendi halkı olan Dersimlilere soykırım uyguladı. Soykırımcılığın baş aktörü Almanlar bu yenilgilerinden sonra bir enkaza dönüşen ülkelerini bilim, sanat, felsefe, teknoloji ve hukuk ile dirilterek dünyanın en güçlü ülkesi olmayı tekrar başardılar.

Soykırımın diğer mağdur muhatabı Yahudiler ise; ağlamak, “sızlamak ile bir yere varamayız. Haklı olmamız bize bir şey kazandırmaz ve kimse bize hakkımızı vermez dediler. Biz güçlü olmak zorundayız dediler. Ancak güçlü olursak hakkımızı bileğimizin hakkıyla kazanırız dediler ve bunu başardılar.” Günümüzün Orta doğusu bunun en güzel kanıtı.

Japonlara gelince, 1945 te atom bombasıyla yok edilen bu halk nasıl dirilerek günümüz dünyasının en güçlü devleti ve milleti oldu?

Bizi bilimsel bir icat olan atom bombasıyla imha ettiler. Öyleyse bizde madem bilimle yok edildik, bilime sarılarak dirilecek ve var olacağız dediler.

Savaş biter bitmez ABD’ de süreleri dolarak serbeste dönüşmüş tüm icatların patentlerini alıp ülkelerine getirerek bilgi havuzları kurarak halkının hizmetine sundular.

İKİGAİ* dediler. Gambarimasu* dediler. Şinkansen* yaparak dünyanın en hızlı trenini icat ettiler. Şu anda saatte 200 km/saat hızla gidiyor ve Tokyo ile Nagoya arasındaki 286 km yolu 40 dakikada gidiyor. 2027 de ise saatte 700 km hızla gidecek tren üzerinde çalışıyorlar. Halen 2120 deki Japon’yanın geleceğini planlamakla meşguller.

Yetişecek her gencine bir Senpai* tahsis ettiler. Ama biz Dersimlilerinki  gibi bu senpailer Apo’cu, Ato’cu, İbo’cu, Alo’culardan değillerdi.

Japonların da bizim Düzgün Baba benzeri Şintoist tapınağı var. Ama işlerini ona havale etmiyorlar ve sorunlarının çözümünü de ondan beklemiyorlar.

100 yıl önce yıkıma maruz kalmış bu dört halktan üçünü yukarıda kısaca özetledim. Peki! Aynı dönemde kırıma uğrayan dördüncü millet olan biz Dersimliler ne yaptık, ne yapıyoruz ve neredeyiz?

“Hayatı geçmişe bakarak anlayabilirsiniz ama yalnızca geleceğe bakarak yaşayabilirsiniz.”

                                                                                                                            Sören Kierkegaard

Dersimliler olarak biz saza sarılıp ağladık. Yandı anam, öldü babam, vah dedem ağıtlarıyla bu günlere geldik. Geleceğimiz olan gençlerimizi Apo’culuk, Ato’culuk, İbo’culuk, Mao’culuk yollarında kurban ettik.

Hiç birine ecelleriyle ölüm nasip olmamış, kılıçla kafaları kesilerek, hançerlenerek veya zehirlenerek katledilmiş 12 imamlardan hala medet umuyor Dersimliler. Hem de bu Yapay Zekâ çağında.

1937/38 de soykırıma uğradıklarında bu vahşeti ‘seyreden’ Düzgün Baba ve Munzur Babalarını sorgulayan Baş Köylü Hasan efendi dışında sorgulayanı yok Dersimlilerin.

2037/38 DERSİM’İ İÇİN BU DERSİM DELİSİ 37-38 ‘DELİ’ İNSAN ARIYOR.

Şurada 12 yılımız kaldı 100 cü yıla. Dünya yeni bir çağa hızlı girdi. Bu yeniçağın adı dijitalizm, Yapay zekâ çağıdır. Dersimliler olarak bu yeniçağa Japonların yüz yıl önce yaptıkları gibi İKİGAİ, Gambarimasu  Şinkansenlerimizle koşar adım yetişir ve diriliriz ya da yokluğa ve yok olmaya devam ederiz.

Şimdiye kadar ki akıl hocalarınız hep karga çıktı. Artık biraz da biz deliler Senpailik  yapalım. Geleceğimizi geçmişin pişmanlıklarıyla berhava etmemenin en iyi yolu mevcut ana ve yarına odaklanarak farkındalık yaratmaktır.

Biyoloji ile teknolojinin evliliğinden yeni nesiller, yeni işler, yeni ürünler ve yeni bir dünya doğuyor. Gelin gecikmeden biz Dersimliler de bu yenidünyada yerimizi sağlıklı bir çabayla sağlamlaştıralım.

CRISPR Cas9* ve Yapay Zekâ ile insanlar, işler, meslekler, ürünler vd her şey değişiyor ve daha da çok değişecek. Bu teknoloji ile artık domatesin lezzetini, kalitesini, ağırlığını belirlemek elimizde. Domatesin, hıyarın, havucun standartlarını belirleyecek bu teknoloji elbette insan genleriyle de oynayacak. Genlerinde hıyarlık bulunan insanlardaki hıyarlık genini alacak. Genlerinde orospuluk (bacak arasındaki orospuluk değil, yüreklerdeki ve beyinlerdeki orospuluk) taşıyanları bundan mahrum bırakacak. İnsanlardaki hainlik, katillik, puştluk, hırsızlık, vicdansızlık vb tüm kötü genlerin bu teknolojiyle yok edildiğini düşünün. Hepimizi Xace Bektaşı Veli, Pir Sultan Abdal, Yunus Emre vd Erenler gibi İnsanı Kâmiller olarak düşünün. Kötülerden ve kötülüklerden arındırılmış bir dünya. Hayali bile güzel değil mi? Bunları hayal veya ütopya sanmayın. Çok yakın geleceğin gerçekleri. İnanmayanlar bu teknolojinin anası Ayşegül İldeniz hanıma sorsun.

Elbette bu teknolojileri kötüye kullanarak kötülük genleri ekenler de olacaktır. Onları öldürmeye, hapiste beslemeye gerek olmadan, laboratuvara çekerek kötülük genlerini iyilik genleriyle değiştirmek yeterli olacaktır.

Gelin CAN’lar artk bu İmamınoğulu’nun, Ato’nun, İbo’nun peşinden sürüklenmekten vazgeçelim ve vaz geçirelim. Bu ülkede Dersimlilerin partisi hiçbir zam var olmadı ve var olmayacak. Biz kendimiz bir iyilik, güzellik, doğruluk ve üretkenlik partisi olalım. Dünyanın en güzel doğalarından birine sahibiz. Munzur ve Pülümür vadisinin doğal güzelliğini koruyarak ve daha da zenginleştirerek Slikon vadisine dönüştürebiliriz. Bu cennet doğamız da bizi yok etmek üzere kurulmuş onlarca atıl karakol var. Buralarda eko-köyler kurarak CRISPR Cas9 teknolojisiyle agro – ekolojik tarım yapabiliriz. Köy Enstitülerinin iş içinde, yaparak yaşayarak uygulamalarını günümüzün teknolojiyle bütünleştirerek dirilip irileşebiliriz.

Bunu başarabilirsek 2037/38 de Almanların, Japonların, İsraillilerin düzeyine yaklaşabiliriz.

Bir projeye havi bu çağrıya katılacak benim gibi 37-38 Dersim delisi bulamazsam alıp başımı gideceğim bu memleketten. Nereye ve nasıl gideceğimde ikinci bir yazı konusu.

 

 

* İKİGAİ: Hayatın anlamı, hayatta olm027a, hayatın yaşamaya değer olduğu her şey.

* Bir amaca ulaşmak için kendini maksimum seviyede adamak ve elinden gelenin en iyisini yapmak.

* Yeni ana hat.

* Akıl hocası, usta danışman.

* Gen düzenleme

Mehmet Yürek
Mehmet Yürek
1950 Dersim Pulur (Ovacık), Çağperi (Güneykonak Köyü) doğumludur. Ovacık Bölge Yatılı Okulu’ndan sonra, Akçadağ İlköğretmen Okulu’ndan mezun oldu. 12 Eylül 1980 darbesine kadar Dersim, Çemişgezek ve İstanbul’da öğretmenlik yaptı. Faşist 12 Eylül Darbesinden bir süre sonra ayrılarak özel sektöre geçti. Özel sektörün değişik holdinglerinde üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Bu arada iktisat fakültesi ile lisans, MÜ Kamu Yönetiminde ise yüksek lisansını tamamladı. YÖK’ün doktora sınavlarına girip kazanmasına rağmen devam etmeyerek gazetecilik yapmaya başladı. Yazarlığını ve yazı işleri müdürlüğünü yaptığı Değişim adlı gazetesinde yazdığı bir makalesi nedeniyle darbeci Kenan Evren tarafından “bana hakaret edildi” diyerek hakkında dava açıldı. Yurt içi ve yurt dışında büyük ilgi odağı haline gelen bu davanın duruşmaları; “darbeciler yargılansın” kampanyasına dönüşünce beraat ettirildi. Halen benim cennetim dediği Dersim'de gündüzleri doğayı yaşıyor, geceleri de yazarak yaşıyor.
Benzer Yazılar

Popüler Yazılar

Son Yorumlar